ZEYTİNYAĞI KÜLTÜRÜ ÜZERİNE « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

23 Eylül 2021 - 18:35

ZEYTİNYAĞI KÜLTÜRÜ ÜZERİNE

ZEYTİNYAĞI KÜLTÜRÜ ÜZERİNE
Son Güncelleme :

26 Ekim 2019 - 12:18

Şarabı içmek nasıl bir kültür gerektiriyorsa zeytinyağını da almak, kullanmak da bir kültür konusudur, dostlarım… Zeytinyağı canlıdır, her canlı gibi özel ihtimam ister… İlgi ister. Sevgi ister. Kullanım bilgisi ister. Zeytinyağı, güneş ışığını sevmez, pet şişeleri pek sevmez. Renkli cam şişeleri genelde tercih edin ya da teneke içinde almaya özen gösterin. Camın maliyete olumsuz etkisi nedeniyle genelde pet şişe tercih ediliyor…
*Zeytinyağı pet şişenin içindeyse marka güvenilirliği çok önemlidir. Pet şişelerin kalite standardı önemlidir. Renkli cam şişeleri özellikle tercih edin. Renkli cam şişelerin maliyete katkısı üreten firmanın amblemi ve bilgilerini içeren hologram ile birlikte 11 TL civarındadır. Bu da butik üreticiler için ciddi bir rakamdır…
*Zeytinyağının en önemli özelliği yani diğer bitkisel yağlardan onu ayıran en temel özelliği zeytin bitkisinin meyvesinden elde edilmesidir. Diğerlerinde yağ tohumdan elde edilir. Tohumdan elde edilen yağı doğrudan kullanamazsınız. Mutlaka rafine edilmesi gerekir yani kimyasal işleme tabi tutulur. Zeytinyağını direk kullanırsınız… “Zeytinin yağını, üzerindeki meyvesinden elde edersiniz. Bu da diğer bitkisel yağlardan ayıran temel özelliktir. Diğer bütün bitkisel yağların özü, tohum yağıdır. Meyve yağı olan zeytinyağı , doğrudan tüketilme kabiliyeti olan sıvı yağdır. Diğer bitkisel yağlar mutlaka rafine edilmelidir.”
*Butik zeytinyağı yapan ve son zamanlar da sayısı hızla artan çok kaliteli markalar ve semt pazarlarında yaptığı işin bilincinde olan sade üreticilerin yağları var. Onları bulmaya çalışın. Ayvalık ve Edremit körfezinin yağını özellikle tercih ederim. Glikoprotein oranı çok yüksektir. Glikoprotein demek hücre yenilenmesi demektir. Glikoprotein demek antijen demektir. Antijen demek vücudun savunma sisteminin güçlendirmek demektir. O nedenle bu yörenin zeytinyağları doğal ilaç gibi görülmeli ve mutlaka ekonomik güç oranında alınıp tüketilmelidir.
*Aylık ne kadar zeytinyağı kullanımız olduğunu iyi ölçün. Ben ay içinde en fazla iki litre kullanırım diyorsan iki litrelik ambalajları al, bütçen uygunsa ayrı ayrı birer litre al… Çünkü zeytinyağını kullandığınız andan itibaren gerekli önlemler alınmazsa hemen bozulmaya başlar. Asiti yükselir, fayda zarara döner… Unutmayalım ki zeytinyağının en büyük düşmanı oksijendir. Her havayla temasta hızla bozulur. Zeytinyağınızı koyacağınız şişeniz mutlaka koyu renkli olmalı ve güneş ışığına karşı korunaklı bir yere konulmalıdır. Işıktan, ısıdan, nemden çok kolay etkilenir. Açtıktan sonra da mutlaka direk güneş ışığını almayan ve nemli olmayan serin bir köşede saklanmalıdır.
*Açıkta ve güneş altında ve kullanılmış izlenimi veren pet şişelerde satılan zeytinyağını kesinlikle almayın. Fayda değil zarar görürsünüz. Zeytinyağını alacağınız mekan içinde zeytinyağlarının olduğu raflar güneşe nazır konumdaysa ve mekanın içinde nem sizi dahi rahatsız ettiyse yine o zeytinyağları markası ne olursa olsun o mekandan almayın.
*Zeytinyağının dolum tarihi de çok önemlidir. Dolum tarihinden itibaren saklanma ve korunma durumları çok iyi olan yağları bile altı ay geçtikten sonra alırken dahi içinizde bir kuşku olsun. Mutlaka dolum tarihinden itibaren altı ay zaman aralığı içinde kalan yağları tercih etmeye çalışın. Zeytinyağınızı aldığınız yeri çok iyi denetleyin ve takip edin o güven oluştuktan(satış yeri havadar olacak, nemli olmayacak ve güneş ışığına direk maruz kalmayacak ve serin olacak) sonra da Mecnun gibi sevdanızdan yani o yerden vazgeçmeyin ama mekanı da denetlemeyi unutmayın.
*Zeytinyağının lanet bir özelliği de vardır dostlarım, içinde hainleri(ucuz yağlarla karıştırılma olayı) çok kolay saklar onları çok kolay ele vermez. O nedenle hem ucuz olsun hem zeytinyağı olsun derseniz sağlığınıza dert alırsınız. Güvendiğiniz bir yerden almaya özen gösterin. Güvenilir olsun. Ve kendiniz de denetleyin. Kanola bitkisinin yağı zeytinyağı ile karıştırıldığında kanola yağı kendisini bu yağın içinde öyle gizler ki ancak tam donanımlı bir laboratuvar da analiz edildiğinde gerçek ortaya çıkar. Kanola bitkisi, münavebe bitkisi olması ve kuraklıktan etkilenmemesi nedeniyle çiftçi tarafından tercih nedenidir. Çiftçinin hasat döneminde ürününü piyasa şartlarına göre kolayca satabilmesi, yine Kanola`nın bir diğer artısı bu yıl elde edilen tohumun gelecek dönemde tekrar ekilebiliyor olmasıdır. Bu da üreticiye cazip gelir. Bu durum tohum da asitik oranın yükselmesine ve ürünün kanserojen madde içermesine yol açar Bunu da görmek gerekiyor…
ZEYTİNYAĞINA KANOLA KARIŞTIRILIP KARIŞTIRILMADIĞI ÖN TAHLİL CİHAZLARIYLA TESPİT EDİLEMİYOR. TAHLİLİN, YÜKSEK TEKNOLOJİYE SAHİP LABORATUVARLARDA YAPILMASI GEREKİYOR
Kanolanın en sağlıklı yağ olarak bilinen zeytinyağına büyük darbe vuruyor. Piyasaya karışım yağ sürenler kolay para kazanırken halkın sağlığı ile oynadıkları nedense gözardı ediliyor. İlgili kurumlar bu konuda çok ciddi olarak takip edilmelidir.
Kanolayla zeytinyağını karıştıranlar üç kat fazla parayı haksız olarak kazanıyor: “18 litrelik kanola yağı tenekesine, 3 ile 5 litre arasında zeytinyağı karıştırıyorlar. ” Ve en az yüzde yüz veya daha fazla para kazanıyorlar… Onlar kazanırken insanımız da zehirlenerek yavaş yavaş ölüme hastalıklı bir şekilde ve varını yoğunu hastalığına kullanarak bu dünyadan göç ediyor. O nedenle lokanta kültüründe, restoran kültüründe ve yemek şirketlerinin yemeklerinde güvenilirlik ve denetim konusu hayati derecesinde çok önemlidir.
Unutma; her zeytinyağı, zeytinyağı değildir.
Sızma zeytinyağlarını tercih edin…
Riviera zeytinyağını zorunlu olmadıkça tercih etmeyin. Kimyasal işlem görmüş yağdır. İşlem görmüş yağlardan uzak durmaya çalışın…
……
Ayvalık’a gelmişken; zeytinyağı ile yapılmış kantoran yağını(yanıklarda birebir etkilidir, hücre yenileyicidir), zeytinyağ sabununu, zeytinyağı kremini, zeytin kolonyasını, zeytin lokumunu, zeytin reçelini, Ayvalık zeytinyağı ve zeytinini almayı unutmayın…
….
Zeytin yaprağı çayı üzerine de bu güzel alıntıyı paylaşmak istiyorum…
“Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü; zeytin yaprağının, 21. yüzyılın en önemli doğal antimikrobiyal, antiviral etkiye sahip olan, önemli bir bitkisi olduğunu belirtmektedir. Bu konuda 69 kitap, 1800’den fazla makale, dergi ve çeşitli yayın bulunmaktadır.

Zeytin yaprağı çayının antimikrobiyal, antioksidan ve kan şekeri seviyesinin düzenlenmesi üzerindeki etkilerinin yanı sıra kroner damarlar üzerine de etkileri vardır. Birçok çalışma oleuropein’in damar genişletici etki yaptığını, tansiyonu düşürdüğünü ve antiaritmik özellik gösterdiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda LDL kolesterol seviyesinde düşmeye neden oluyor.

Zeytin yaprağı özünün de yukarıda sayılan etkilere ek olarak cilt ve güneş yanıkları gibi cilt hastalıkları üzerinde de etkileri bulunmaktadır.

Zeytin yaprağının etkili olduğu diğer rahatsızlıklar ve mikroorganizmalar ise şöyledir: Bronşit, soğuk algınlığı, kulak enfeksiyonları, epstein bar virüsü, fibromalarya, fungal (mantar) enfeksiyonları, herpes virüsü, chlamydia sp., salmonella sp., kandidiyasis, dizanteri, streptococcus sp., hepatit a-b-c, zatürre, cilt rahatsızlıkları, zona, ve romatizmal hastalıklar.”(alıntıdır)
…..
Sevgi ve saygılarımla…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.