ŞU “YENİ ANAYASA” NEDİR? NE DEĞİLDİR? « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

6 Mart 2021 - 08:08

ŞU “YENİ ANAYASA” NEDİR? NE DEĞİLDİR?

ŞU “YENİ ANAYASA” NEDİR? NE DEĞİLDİR?
Son Güncelleme :

15 Şubat 2021 - 3:55

Gerçekleştirme gücü hiç olmadığı halde iktidarın “yeni anayasa”
demesi nedendir?
İktidar için artık hiçbir şey eskisi gibi değildir.
İşler artık zor ve karmaşık özellikte olup yönetilemezdir.
Halk desteği gittikçe azalsa da maksat, hep iktidarda kalmak.
Bu koşullarda “yeni anayasa” ise halkı uyutmak, oyalamak.
Bu tartışmayla, halkın gerçek gündemini arkalara atmak…

Peki maksatlı ve kasıtlı olarak ortaya attıkları “yeni anayasa”nın gerçekliği nedir, ne değildir?
Televizyonlara çıkıp bu konuda konuşan birçok siyasetçi ya da hukukçu olanlar, toplumu tam bir netlik ve tam bir berraklık içinde aydınlatma yetersizliği içindedirler.
Konuya ilgili ve duyarlı olan yurttaşların bile zihninde, meclisin neden “yeni anayasa” yapamayacağının izahını tam ikna edicilikle gerçekleştirememektedirler.
Ne yapalım ki işi yine böyle, bize düşürmektedirler!

Her şeyden önce, iktidar ortaklığının meclisteki sandalye sayısı yeterli olmadığından, tek bir anayasa maddesini bile değiştirebilme gücü bulunmamaktadır.
Mecliste değiştirebilmek için en az 400 vekil oyu gereklidir.
Referanduma götürmek için de da en az 360 vekil gerekir.
İktidar ortaklığının meclisteki vekil ayısı toplam 341’dir.
Bu gerçek ortadayken amaç, günden değiştirmektir.
Böyle olunca da muhalefet bu topa girmemektedir.
Haklıdır, girilmemeli; yok hükmünde görülmelidir.

Devletin nasıl yönetileceğini belirleyen anayasa, hukuk düzeni içinde, en üstte; herkesin, her şeyin üzerindedir.
Devletin temel ilkelerini ve temel düzenini belirlediğinden, önüne gelen kendi keyfince şekil veremesin diye, zor değiştirilir.
Bu durum, dünyada da böyledir.

Yurttaşın anayasaya uymama, anayasayı ihlal edebilme gücü, bulunmadığından bu durum, devleti yönetenler için geçerlidir.
Bugünkü durum ise “herkesin bildiği bir sır gibi” bellidir!
Anayasa konusunda nasıl güvenilir? Geçiniz!
Yürürlükte olan mevcut, geçerli anayasa var; fakat uyan yok!
Var olan anayasanın her bir maddesine, değiştirilene kadar uyulduğu ölçüde o devlet “anayasal devlet” olur.
Ortada bir anayasa olup da devleti yönetenler anayasaya umuyor ve anayasa kağıt üstünde kalmışsa, o devlete sadece “anayasalı devlet” olur.
O zaman da işte “böyle” olur!

Mevcut anayasaya göre TBMM “yeni anayasa” değil, ilk dört madde dışında, sadece anayasa maddeleri değişikliği yapabilir.
Peki neden bu böyledir?
Çünkü mevcut TBMM “kurucu meclis” değil, mevcut anayasaya göre “kurulmuş meclis” ya da “kurulu meclis”tir.
Yani yürürlükteki bu anayasaya göre kurulmuş, vücut bulmuş bir meclistir.
İçindeki temsilciler de bu anayasaya göre vardırlar ve kendilerini hukuken var eden bu mevcut anayasaya uyacaklarına, bağlı kalacaklarına yemin ederler.
Bu durumda “kurulmuş meclis ya da kurulu meclisler” kendilerini var eden mevcut anayasada belirtilen usullere göre, sadece maddelerde değişiklik yapabilirler.
İlk dört madde, devletin kendisini kuran “kurucu irade”ye ait olduğundan, bu maddeleri değiştiremezler.
Kurucu iradeyi yok saymak ise kurduğu devleti de yok aymaktır ki; o da o devleti yıkmak anlamına gelir ve devlet yıkıcılığı demektir.
Yıkan da kafasına göre neyse, başka bir devlet kurar elbet!
Demek ki mevut “kurulmuş veya kurulu meclis”in yeni bir anayasa yapma yetkisi yoktur.
Yapmaya kalkıştığında, uymaya-bağlı kalmaya yemin ettikleri mevcut anayasayı çiğnemiş, ihlal etmiş olurlar.
“Tagyir, tebdil ve ilga” yani anayasayı alenen ortadan kaldırmaya girişme suçu işlemiş olurlar!

Bir devleti, hangi “irade” kurmuşsa, anayasa o “kurucu iradenin” kurduğu devletin, kuruluş bildirgesidir.
Yani o devletin bekası, o kurucu iradenin, geçerlilik süresidir.
Kuruluş ilkeleri, yönetim şekli-rejimi, o “kurucu irade”nin sürmesi, devam etmesidir.
Bu nedenle “yeni anayasa” demek, doğal olarak, o devleti kuran “kurucu irade”yi de değiştirmek, yok etmek, demektir.
Normal düzlemde “yeni anayasa” yapmak, bu yüzden mümkün değildir.
“Yeni anayasa” yapan güce, o devleti kuran, devletin “kurucusu” olan “ kurucu irade” denir.
(Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, 1923 Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran iradedir.)

Buna göre “yeni anayasa veya yeni baştan anayasa” ifadesi, “rejim değişikliği” veya “yeni bir devlet” demektir.
Anayasacılığa ve devletlerin siyasi var oluş hukukuna göre bu yeni devlet, önceki devlet, değildir.
Bunlar yorum değil “maddi bilgi ve maddi gerçeklik”tir.

Bu maddi gerçekliğe göre de 1923 Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni
kuran irade “kurucu irade”dir.
Yerine “başka bir irade” geçmedikçe, o irade süreklidir ve hep geçerlidir.
“Kurucu irade”nin varlığı içinde yeni bir anayasa yapmak için de
ancak bir “kurucu meclis” gerekir.
“Kurucu meclis” sadece bu iş için kurulur.
Hazırladığı yeni anayasa kabul edilip, yürürlüğe girince, kendiliğinden ortadan kalkar.
“Bir “kurucu meclis” kurmanın, oluşturmanın koşulları, hukuksal, teknik kuralları ise başka bir gerçekliktir.

“Kurucu meclis”in dışında “yeni bir anayasa” yapmak, yeni, başka bir irade demek olduğundan, bu da bir “devrim-ihtilal” iledir.
Bundan başka en kötüsü de “darbe”dir ki; meşru değildir.
Bu yaklaşımlar bir yorum değil, hukuksal maddi bilgi ve gerçekliktir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti”ni kuran irade, kurduğu devletin ve rejimin, gelecekte de bile güvencesini anayasasının en başına yazmış:
“Devletin şekli Cumhuriyettir; ülkesi ve milletiyle bölünmezdir;
ay yıldızlı al bayrak, dili Türkçe’dir”
“Ankara başkent olup, laik-sosyal bir hukuk devletidir”
Bunlar bu devletin anayasasının kurucu “temel nitelikleri” olup, değiştirilemezdir; “değiştirilmesi teklif dahi edilemez”dir.
Hepsi ilk dört maddededir.
Kanla, irfanla kurulan bir Cumhuriyet’tir.
Durum bundan ibarettir ve bu kadar nettir.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
blank