NESLİCAN TAY … « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

24 Eylül 2021 - 01:10

NESLİCAN TAY …

NESLİCAN TAY …
Son Güncelleme :

22 Eylül 2019 - 13:40

Neslican Tay iki gündür duyarlı ülke insanının yüreğinde, gönlünde ve mücadele direncinde ilk sırayı aldı. Neslican’ın ölümünden ziyade ölüme karşı direnişi etkilemişti. Rizeli bir annenin kızıydı. Fen lisesi mezunuydu. Yaşama sevinci çok üst düzeydi. Hiçbir zaman ölüme yenilmeyi düşünmedi.
“Bu hayatta kalmayı çok istiyorum ve ben kazanacağım,” diyordu.
Üç kez kanseri yendi. Bir bacağını kaybetti. Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji bölümünde okuyordu. 20 yaşındaydı… Onun ölüme meydan okuması, aklında yenilmemesi, ölümü tevekkül ile karşılamaması, Üsküdar Üniversitesi Rektörünü üzmüş. Oysa o direncin içindeyken son anlarında Allahın dediği olur, deseydi, bu mücadeleyi farklı alanlar da kullanacak bir kesimi çok mutlu edecekti. Ama demedi. Dinin teselli gücüne bile fırsat vermedi. Ve inanıyorum ki annesi dışında başına bir din görevlisi gönderilip dua okumasına da izin vermedi. Anneler özeldir.
6 Eylül 2018 tarihinde sosyal medya hesabımda çok değerli bir arkadaşımın paylaşımını paylaşırken, onun sözlerini paylaşımın üstüne almışım… “”Bir bacaktan ibaret değilim ki… Çok daha fazlasıyım!” Ben bir eksiklik hissetmiyorum.Kendimi engelli gibi de hissetmiyorum. Ben hissetmezsem başkaları da hissetmez… Ben kendime acımazsam, başkaları da acımaz… Acınacak bir durum da yok zaten!”
Neslican Tay.
19 yaşında, Fen Lisesi mezunu.
Sadece güzel değil, akıllı da…”
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Nevzat Tarhan’ın mesajı:”Neslican Tay kızımız çok çile çekti ama ümidini kaybetmedi, ölümle yüzleşebilseydi ölüm bilincine sahip olsaydı, seküler dünyanın dünyasallaşma rüzgarına kapılmasaydı dinlerin hayata anlam katma ve teselli gücünden faydalanabilseydi hastalığı düşman gibi görmezdi diye düşündüm.”
Sayın rektörün yanıldığı “çile çektiği” noktasıdır. Neslican Tay, acının içindeyken acıyı yenmeyi başarabilmiş ender kişilerden bir tanesi… Çile dediğimiz kavram, teslimiyetçi ruh ve kader içindeyken ne yapayım kaderim deyip o çileyi çeken aklının bilincinde olmayan insanlarımız için geçerlidir. Neslican, aklının bilincinde olan, devrimci ruh ile yaşama felsefesini acının pratiğinde teslim olmayan iradesinin direnciyle ortaya koyduğu mücadelesiyle bugünün gençlerine yol göstermiştir. Yaşama felsefesi olmayanın yaşama sevinci olmaz. Yaşama sevinci olmayanın da yaşamı anlama noktasında bir isteği olmaz. Oysa ne isteniliyordu bugünkü gençlikten bu yaşam anlamsızdır, sen öte dünya için kendini hazırla… Neslican bu köhne düşünce anlayışını kökten yıktı. Gidip soytarıdan ahret sorularını önden söyleyen kefen bezi almadı ya da terliği… Gidip kendine hayrı olmayan din tacirlerinden medet ummadı ve teslim olmadı. Atatürk’ün kızıydı, hep yaşama direnci üzerine umut verdi, umudu diri tuttu ve teslim olmadan teslimiyetçi bir ruh ile tevekkül etmeden, tevekkülün içinden geçmeden yani içindeki vicdanına beni ölümle korkutamazsın, ölümle yenemezsin beni ancak iradem dışında yanına alabilirsin, diyen ve son nefes anına kadar yaşamayı hep önde tutan, insan iradesi üstüne başka bir gücün gelip konmasının mümkün olmayacağını öyle güzel anlattı ki bu kısacık ama aslında çok uzun belki de dünya var oldukça yaşayacak olan yaşam mücadelesinde…

Bugün dünyamız emperyalist baskının en acımasız süreci içinde yarınlarına şüpheyle bakarken hastalık içinde bir kız çocuğu ölümün soğukluğu bu kadar yakınındayken ve üstelik bir uzvunu kaybetmişken ben eksikli değilim deyip yaşam okyanusunda en dev dalgaların içindeyken ölüme koca bir s..tir çekebiliyor. Önemli olan budur. Teslim olmadan sıktir çekebilmektir. Yaşamak demek anlamsız yaşamak demek değildir. Yaşamın değeri anlam üzerinden değerlendirilir. İçinde anlam yoksa o yaşamın değeri de yoktur. Burada önemli olan yaşama direncinize olan bağlılığınızdır. Ve bu bağın, doğanın evrim süreci içindeki döngüsünü doğru kavrayabilmek olduğu noktasında hayatınızın yaşanılan süre içinde sorgulanmaya değer bir yaşam olmasıdır. Neslihan Tay bu açıdan bakıldığında bize, sağlıklı olduğunu düşünen sağlıksız insan kitlemize ben bu kadar çıkmaz sokak içindeyken bile yaşamdan kopmadım, hastalığın ya da kötülüğün beni yenmesine izin vermedim ve hiç bir zaman eksikli olduğumu düşünmeden yaşamak adına bir irade ortaya koydum. Sizler neyi bekliyorsunuz… Yaşarken ölmeyin. Ölümü yenmek budur, dostlarım… Ölümü tevekkül içinde karşılamak her şeyden Hazreti Muhammed’in anlamını bilerek Müslüman olan müminlerine yakışmaz. O mümin bilir ki kendisine iktidar uğruna suikast yapmaya kalkan en yakınında ki inananlarını bile hiç çekinmeden affetmiştir yine bilir ki zehirlendikten sonra yaşamdan kopmadan ve mücadele ederek yaşadığını ve yine bilir ki bilmelidir ki adaletten ayrılmadan akıl çağında bilinçli akıldan daha üstün ve daha güçlü bir şey yoktur. Emevi’nin en çok korktukları da bunlardır. Emevi’nin tevekkül anlayışında teslimiyetçi ruh vardır, Hazreti Muhammed’in tevekkül anlayışında zorbaya karşı akıl ile direnç vardır. Ölüm de zorbadır, öyleyse insan bu zorbaya kolayca teslim olmamalıdır. Ve insan bugünün kolaycılığı içinde yaşamın, yaşam içindeyken kendisine, kendi iradesine verdiği ölme hakkı kavramına yenilmeden, yaşamdan kopmadan, yaşamının içine anlam katarak yaşamayı ilke haline getirmelidir. İnsan aklını yönetebilmelidir. Ve yönetirken yaşamın anlamını bilmek zorunluluğunun bilincinde olduğunu da bilmek zorunda olduğunu da…
Neslican Tay kızımız bu kısacık ömrünün içine sığdırdığı o anlamı çok yüksek cümleleriyle artık ölümsüzdür. “Niçin ben demeden”, “ben yenerim, yeneceğim” dediği için…
Neslican Tay, çok büyük devrimcidir. Yenilgiye hiç bir koşulda teslim olmadığı için….
Neslican Tay insandır, kendini acındırmadan, ağlamadan ve en önemlisi eksikli olduğuna inanmadan yaşamı anlam üzerinden, sorgulamaya değer bir yaşam felsefesi içinden, yaşama sevinci üzerinden, yaşadığı için…
İnsan aklı hastalığı yendiği güne kadar yaşayacak olan Neslican Tay, ışıklar içinde uyu… Toprağın bol ruhun şad olsun… Mekanın cennet olsun… Allahın rahmeti üstünde olsun…
Sevgi ve saygılarımla…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.