MATEMATİK… « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

13 Nisan 2021 - 15:20

MATEMATİK…

MATEMATİK…
Son Güncelleme :

27 Haziran 2019 - 0:03

Cemaat toplum kültüründen gelen bir genetik miras kodumuz var. Bu kültürün en önemli özelliği “inanma” üzerine inşa ettirilmesidir. Hal böyle olunca sorgulama ve şüphe etme ortadan kalkar. Yerini biat kültürü alır. Artık, kişinin aklını kullanma yetisi bir başka iradenin etkisi altına girer. Durum böyle olunca özgürlükler ve aklın dinamiği baskı altına alınmış olur. Bu yapı içinde geleceği planlayamazsınız… Projeleriniz içinde insan ikinci sıraya düşer… Para, ağırlığını her noktada sürdürür… Toplum hızla geriye doğru sıçrama yapar.. Bu karamsarlığı aydınlığa dönüştürebilmenin ilk şartı, bireyin “şüphe” etme vasfını yaşam ilkesi olarak benimsemesinden geçer. Bunu edinebilmenin yolu da matematik öğrenmekten geçer. Yaşamın içinde matematik her alanda, her yerde vardır. Tarlaya tohumu ekerken de vardır, örgü ipi ile kazak örerken de yada bir kağıda resim yaparken de matematik hep vardır. Onun sihirli gücünü algılayamayan için yaşam o noktada sabitlenir. Durur.. O nedenle ilkokuldan başlayarak son sınıfa kadar okuyan çocuklarımıza matematiğin bu yönünü anlatacağız ki onların sorunları ile baş edebilmesinde analiz yanlarının güçlü olabilmesini sağlayabilelim… Şüphe içinde sorunlara yaklaşabilmek, bugünkü çağdaş dünyada dünya insanı olmanın ilk ve en önemli şartıdır. Çocuklarımıza dünyanın her noktasında geçerli olan bu ortak dili mutlaka öğreteceğiz, öğretmeliyiz… Öğreteceğiz ki yarın ülkemiz emin ellerde olsun.. Bu yıl ki LGS sınavında 72 bin çocuğumuz matematik bölümünde sıfır çekmiş ve ortalama net te 4 de kalmış. Ve kimsenin umurunda değil…

Matematik; insan aklının yarattığı en büyük ortak değerdir. Yaşamın her alanında matematik vardır. Matematiği önemsemeyen toplumların bugünkü dünya da yeri yoktur. Matematiğe ilgi duymayan bireylerin de kendilerini yönetebilmesi mümkün değildir. Bugün ABD dünya üzerinde kurduğu liderliğini matematik konusuna verdiği öneme borçludur. 20. Yüzyılda matematiğin gücünden beslenen toplumlar önce buharın gücünü sonrasında da kömürün gücü ile makineyi, makine ile de sanayi devrimini başlatarak dunyayi keşfettiler. Çevre ve doğayı da sömürerek cok buyuk sermaye edindiler ve sonrasinda bir köylü imparatorluğu olan Osmanlıyı dağıttılar. Savaşın içine bile matematiği koydular. İki dünya savaşıyla dünyanın akışını değiştirdiler.

21’nci yüzyılda aynı şekilde matematiği bilen toplumların ve bireylerin yüzyılı olacaktır.

Biz matematiği dört işlem olarak görüyoruz. Oysa matematik aynı anda çok farklı isleri yapabilmeyi, düşünmeyi ve karar almayı öğretir.. Matematik bilmeyen yada matematiksel düşünmeyi öğrenmeyen çocuk hayatı ezber üzerinden yaşar ki günümüz dünyasında değeri çöpten öteye gidemez.

Matematik, dil, ırk, din ve ülke tanımadan uygarlıklardan uygarlıklara zenginleşerek geçen sağlam, kullanılışlı, evrensel bir dil ve bir ekindir. Birey için, bilim için, toplum için, teknoloji için vazgeçilmez değerdedir. Evrenselliği en büyük gücüdür.

20’nci yüzyıl içinde çok önemli dört devrim olmuştur. 1789 Fransız Devrimi, 1917 Ekim devrimi ve 1923 Cumhuriyet devrimi… Dördüncü devrimi ise bize matematik vermiştir. 20. Yüzyılın başında ussal(akla uygun) ve sistemli bilgiler disiplini olarak ortaya konan “SONSUZLUK” kavramı, 6000 yıllık geçmişi bulunan matematikte gerçekleşen en büyük devrimdir. Sonsuzluğun doğuşunu sağlayan etmenlerden biri olan limit kavramının, dört işleme eklenen beşinci bir işlem olarak matematiğe girişi “ANALİZ” adıyla anılan büyük ve önemli bir bilim dalının doğmasına olanak sağlamıştır. Analizin doğuşunu ve gelişimini sağlayan zorlayıcı etmenlerin başında da fizik gelmektedir.

Konuyu fazla uzatmadan ve dağıtmadan matematiği yeniden tanımlayacak olursak eğer; Matematik, insanlığın ortak düşünme aracıdır, bilimdir, sanattır… İnsan aklının güzelliğini ve yüceliğini gösteren yetkin bir yapıttır.

“İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur.” Nash

Matematiği bilmeyen toplumların kendi ayakları üzerinde durabilmesi de mümkün değildir.

Süreci bu nokta da Hazreti Muhammed ile tanımlayacak olursak onun içinde şunları yazabiliriz. Aklın önündeki perdeler kaldırılmış ve imparatorluk zenginliğini kılıcın ötesine taşımıştır. Dönemin ilk üniversite uygulamaları camiler olmuştur. O gün camilerde insanlar tartışıyordu, bilen insanları dinliyordu. Antik çağın tüm önemli kitapları çevrilmiş ve okunuyordu. Antik Yunan’ın düşün adamlarına büyük saygı duyuluyordu. Bilim alanında, matematik te astronomi de tıpta çok ileriye gidilmişti. İbn-i Hayyan, “kainat matematiksel ölçüler esasına göre yaratılmıştır” diyordu. Devam ediyor usta; “Allah beşere yeni şeyler üretme kabiliyeti vermiş” diyor. Ve yine devam ediyor; “Allah’ın yaratması ve bizim yaratmamız” diyor. Ve devam ediyordu; “Biz taş teşekkül ettirebilir miyiz?” sorusuna “evet” diyor, “biz cansız bir varlık oluşturabilir miyiz?” sorusuna yine “evet” diyor, “biz nebat teşekkül ettirebilir miyiz?” sorusuna “evet” diyor, ” biz hayvan teşekkül ettirebilir miyiz?” sorusuna “evet” diyor, bu bilim adamı.. Ve diyor ki Allah insana o kadar büyük bir kudret vermiştir. Oturuyor, 700 harflik bir alfabe yapıyor. İçinde hayvan sesleri dahi var. Böyle bir uygarlık var ortada… Bize yansımaları var. Atalarımız islamı kabul ettiklerinde sadece din olarak değil bütün birikimlerini dışarıda bırakarak kabul ediyorlar. Hem devlet anlayışını hem de yönetim de  “eşitlik” fikrini, eşitlikçi ruhunu ve değişimci yönünü  benimsiyorlardı. 

Atatürk’ün sırrı da bu bilgi zenginliğini iyi bilmesinde yatıyordu. O yüzden kurduğu cumhuriyet devletinde yazdigi tek kitap Geometri oldu. Bireyin önündeki engelleyici duvarları kaldırdıktan sonra devamında da aklın önündeki duvarları kaldırdı. O yüzden köylünün, çobanın, kasabın, kaptanın, memurun çocuğu okuyup çalıştığında devletin en önemli organlarının başına gelebildiği gibi yönetim de de o o oluyordu. Kimsesizlerin kurdugu bu cumhuriyet devletinde kimsesizlerin çocukları yönetim de sorumlu oluyordu. Geometri o kadar önemliydi ki önemi bildiğinizde size kazandırdığı geometrik düşünce anlayışıydı. Yani sonsuzluk kavramı içinde düşünme, düşünebilme. Dünya düzdür diyen ve üretme ağırlığı olmayan ezberci kalıba karşı durmak ve yenebilmek için geometrik düşünmek zorundasınız. Oysa biz ne yaptık. Limiti kaldırmayı düşündük ya da kaldırdık. Astronomiyi bilmeyenin imam olamadığı bir dönemden matematikten korkan bir topluma dönüşmek… Ne ürkütücü…

En büyük sorunumuz budur…

Bunu çözemezsek yarın çözülürüz.

Sevgi ve saygılarımla…

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.