DÜNYA GIDA GÜVENLİĞİ GÜNÜ « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

10 Haziran 2021 - 01:19

DÜNYA GIDA GÜVENLİĞİ GÜNÜ

DÜNYA GIDA GÜVENLİĞİ GÜNÜ
Son Güncelleme :

08 Haziran 2021 - 12:12

Birleşmiş Milletler (BM) aldığı kararla, her yıl Haziran ayının 7’si, Dünya Gıda Güvenliği Günü olarak kutlanmakta, sağlıklı toplum ve nesiller yetiştirilmesinde güvenli gıda tüketiminin önemi vurgulanmaktadır. Bu özel günün, gıda güvenliği konusunda farkındalık yaratması, tüketicilere, üreticilere ve devletlere bu konuya odaklanmak için bir fırsat oluşturması bekleniyor. Dünya Gıda Güvenliği Gününün amacı, insanları gıda güvenliği konularında bilinçlendirmek, gıda güvenliği yoluyla hastalıkların nasıl önleneceğini göstermek, sektörler arası gıda güvenliğine yönelik işbirlikçi yaklaşımları tartışmak, çözümleri ve gıda güvenliğini artırmanın yollarını teşvik etmektir. Bu günün 2021 yılı teması ise “ Sağlıklı Yarınlar İçin Güvenli Gıda” olmuştur. Bu kapsamda, gıda güvenliği ile ilgili 5 eylem çağrısı oluşturulmuş durumda. Bunlar aşağıdaki gibidir:

* Güvenli olduğundan emin olun – Hükümetler herkes için güvenli ve besleyici gıda sağlamalıdır.

* Güvenli büyütün – Tarım ve gıda üreticilerinin iyi uygulamaları benimsemesi gerekiyor.

* Güvende tutun – Gıda işletmecileri gıdanın güvenli olduğundan emin olmalıdır.

* Neyin güvenli olduğunu bilin – Tüketicilerin güvenli ve sağlıklı gıda hakkında bilgi edinmesi gerekiyor.

* Gıda güvenliği için ekip kurun – Güvenli gıda ve sağlık için birlikte çalışalım!

Hızla artan dünya nüfusu, tarım arazilerinin yok edilmesi, yeraltı sularının bilinçsiz kullanılması ve kirletilmesi, yaşanan kuraklık, zengin coğrafyalarda yaşanan gıda israfı gibi sebeplerle gıdaya ve içilebilir kalitedeki suya ulaşım her geçen gün risk altına girmektedir. Artan dünya nüfusunun yarattığı sorunlar, adına gelişme ve büyüme dediğimiz sürecin doğaya verdiği akıl almaz tahribat, insanoğlunun ekosistemin işleyişine yapmış olduğu olumsuz müdahaleler  tüm insanların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını engellemektedir, Küreselleşme, kentleşme ve gelir artışı neticesinde beslenme ve yeme alışkanlarımızda çarpıcı değişiklikler yaşanmıştır. Bu süreçte, mevsimsel ve daha çok bitkisel ürünler ve lif yönünden zengin yiyeceklerden uzaklaşarak, ağırlıklı olarak şeker, yağlar, tuz, işlenmiş gıdalardan oluşan yüksek kalorili yiyeceklerle beslenmeye geçiş yaptık. Evde yemek hazırlamakla geçirilen süre azalırken, özellikle şehirde yaşayan tüketiciler, gitgide süpermarket, fast food satış noktaları, yiyecek satışı yapan sokak satıcıları ve paket servis restoranlarına yönelmiştir. Sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzının bir araya gelmesiyle, obezite oranları, sadece gelişmiş ülkelerde değil, açlığın ve obezitenin genellikle bir arada bulunduğu, düşük gelirli ülkelerde de artmıştır.

Gıda üretimindeki artış, iklim değişikliyle de birleştiğinde biyolojik çeşitliliğin hızlı bir şekilde kaybedilmesine neden olmaktadır. Tarih boyunca 6000’den fazla tür, gıda amaçlı olarak ekilip biçilirken, günümüzde dokuz bitki türü toplam tarımsal üretimin %66’sını oluşturmaktadır. Oysa ki ürün çeşitliliği sağlıklı beslenmenin temini ve çevrenin korunması açısından hayati önem taşımaktadır. Ülkeler, halklarının beslenme ihtiyaçlarını sürdürülebilir bir şekilde karşılayabilmek için, yüksek getirili ve ekonomik açıdan kârlı çeşitlerden ziyade, çeşitliliğe ve besin kalitesine önem veren, beslenme konusuna duyarlı gıda üretim uygulamalarını benimseyerek yeterli miktarda, çeşitli, uygun maliyetli, besleyici, kültüre uygun ve güvenilir gıdalar üretmelidir.

Güvenli gıda deyince, bir gıdanın tüketicilerde olumsuz etkilere neden olabilecek cam, metal, tahta parçası gibi fiziksel tehlikelerden, ağır metaller, kimyasallar, toksinler, veteriner ilaç kalıntıları, pestisitler ve dioksin gibi kimyasal tehlikelerden ve insan sağlığı için zararlı bakteri, virüs, küf ve parazit gibi biyolojik tehlikelerden arındırılmış gıda akla gelmektedir.

Kimyasal tehlikelere yüksek dozlarda maruz kalındığında, akut/hızlı etki göstermekte ve ölümle sonuçlanabilen çok ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Ancak kimyasal tehlikelere daha yaygın olarak düşük dozlarda maruz kalınmakta ve bu da orta-uzun vadede kanser gibi birçok istenmeyen sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

Bununla birlikte, çeşitli fabrikaların atıklarının arıtılmadan deşarjı, evlerde kullanılan yoğun deterjanlar, yetersiz kanalizasyon ve arıtma sistemleri gibi nedenlerle yeraltı sularında da kimyasal ve biyolojik bulaşılara rastlanmakta ve halk sağlığını ciddi olarak tehdit etmektedir. Tüketilebilir su rezervlerinin hızla azaldığı dünyamızda ve ülkemizde, yeraltı sularını her türlü kimyasal ve biyolojik tehlikeden korumak ve suyu israf etmemek gelecek nesillerimiz için hayati önem taşımaktadır.

Gıda ile bulaşabilecek biyolojik tehlikeler ise daha çok gıda enfeksiyonu ve intoksikasyonuna, genel adıyla gıda zehirlenmelerine yol açmaktadır. Gıda zehirlenmeleri ishal, kusma, halsizlik gibi yaşam kalitesini düşüren belirtilerle seyredebildiği gibi, ölüm ile sonuçlanan çok ciddi sonuçlara da yol açabilmektedir. Biyolojik tehlikeler içerisinde olan bakteri, virüs, küf, parazit gibi etkenlerin büyük bir kısmı zoonoz dediğimiz hayvanlardan insanlara geçebilen etkenlerdir. Bu sebeple, kırmızı ve beyaz et, süt, yumurta, balık, su ürünleri ve bal gibi hayvansal gıdaların hammadde temininden son tüketiciye ulaşıncaya kadar her halkasında veteriner hekimlerin çok ciddi rolü bulunmaktadır. .

Gıda ile bulaşabilecek her türlü fiziksel, kimyasal ve biyolojik tehlikeden korunmak için, gıda işletmeleri tarafından İyi Üretim Uygulamaları (GMP), İyi Hijyen Uygulamaları (GHP), Kritik Kontrol Noktaları ve Tehlike Analizi (HACCP) gibi çeşitli gıda güvenliği sistemleri ve ISO 22000 ve İngiliz Perakendeciler Birliği (BRC) gibi çeşitli standartlar uygulanmaktadır.

Güvenli gıda açısından her üretici firma kendi içinde sorumlu olup, bu firmalar Tarım ve Orman Bakanlığı il/ilçe teşkilatlarında görev yapan gıda kontrol görevlileri tarafından denetlenmektedir.

Çiftlikten çatala kadar gıda güvenliği sloganı ile denetim faaliyetlerini yürüten Bakanlığımızın, Avrupa Birliği ülkeleri, ABD,Japonya ve Kanada gibi gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, hayvansal kökenli gıda güvenliğinin sağlanmasındaki en önemli ve vazgeçilmez meslek grubu olan veteriner hekimlere daha fazla yetki ve sorumluluk vermesi, kamuda bu alanda daha fazla veteriner hekim istihdam etmesi sağlıklı toplum ve nesiller açısından önem arz etmektedir.

Son yaşanan pandemi ile birlikte, dünya genelinde veteriner otoritesi tarafından başlatılan, beşeri hekimlik, çevre mühendisliği başta olmak üzere ilgili diğer meslek gruplarını da kapsayan, sağlıklı hayvan=sağlıklı insan=sağlıklı çevre mantığına dayanan , gıda güvenliğini ve antimikrobiyal direnç konularını da  kapsayan ‘’Tek Sağlık’’ yaklaşımı kritik önem kazanmış ve tek sağlık yaklaşımı birçok ülke tarafından sağlık politikaları içerisine entegre edilmeye başlanmıştır.

Ayrıca gıda güvenliği tek bir meslek grubunun sorumluluğunda olmaktan çok daha geniş ve önemli bir konu olup, bu konu ile ilgili tüm meslek gruplarının görev ve sorumlulukları dahilinde birlikte çalışması gerekmektedir.

Sağlıklı insan, sağlıklı hayvan ve temiz çevresel koşulların birbirleriyle ne kadar yakın ilişkili olduğu ve gıda güvenliğinin toplum sağlığı ve gelecek nesillerimiz için hayati öneme sahip olduğu unutulmamalı, yaşanan COVID-19 pandemisinden dersler çıkartılarak, gelecek zamanlarda yaşanabilecek benzer salgınların önüne geçebilmek ve en az zararla atlatmak için tek sağlık konseptinin sağlık sistemimize bir an önce entegre edilmesi gerektiği göz ardı edilmemelidir.

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.