MELKİ- Uğur SATILMA « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

27 Şubat 2021 - 07:52

MELKİ- Uğur SATILMA

MELKİ- Uğur SATILMA
Son Güncelleme :

18 Kasım 2018 - 15:11

Öyle mantar deyip geçmeyin. Ekim ve kasım ayları gel­diğinde Dursunbeyliler mutlu olmak için bir sebep bulu­ve­rirler kendilerine. Önce pazarda köylülerin küçük sepe­tinde numunelik olanları görünür daha sonra sepet sepet, çuval çuval melki doldurur eski tahıl pazarındaki kaldırımın he­men üstündeki tezgâhları. İşin meraklıları yığılır tezgâhın önüne, özlem giderir, uzun uzun incelerler.

Her yıl bir ay sürecek melki sezonunda amaç sadece doymak değildir. Toplumsal bir iyileşme süreci, muhabbet­leri tatlandıran doğal bir aromadır melki. Herkesle konuşa­bileceğin yegâne konu, doğanın insanlara sunduğu eşsiz bir armağandır. Ayrım yapmadan biraz gayretle ulaşacağı tarif­siz lezzettir.

O aylarda ailelerin birlikte yaptığı en eğlenceli etkin­lik melki toplamaktır. Define arar gibi heyecanla babalarının peşinden giden çocukların zihinlerine kazınan tatlı çocukluk anılarıdır melki maceraları. Bir melkinin yanında diğeri ve diğerleri… Artık sizin alanınızdır orası, özenle poşete melki­leri toplarsınız. Hepsi benim olsun diye iç geçirirken dönüş yolunda hangi akraba ya da komşunuzla pay edeceğinizi dü­şünürsünüz. Dağıtırken cömertçe herkes yesin diye gönlü­nüzden geçirirsiniz.

Melki genellikle çam diplerinde biten, kırmızımsı bir mantar türüdür. Yurdun çeşitli yörelerinde “kanlıca man­tarı” diye de biliniyor. Diğer mantar türleri gibi yılın sadece küçük bir bölümünde ortaya çıkması ona duyulan açlığı hep canlı tutar. Tüm Dursunbeyliler melki zamanını iple çeker­ler. Hiç bitmesin istendiği için yılın en hızlı geçen zaman di­limdir bu aylar. Bu yüzden mümkün olduğunca gıdalanmak (!) telaşıyla bir önceki senenin verimli bölgelerinden başla­yıp karış karış tüm ormanlık alanları didik didik ederler. Se­zonu bittiğinde melkiye doyanlar ve doymayanlar diye iki farklı gruba ayrılırlar

Melki, sürekli ve kolay ulaşılabilir olsaydı pek de mak­bul olmaz, tabiri caiz ise “mantara bağlardı”. Ama hoca­nın kaybettiği eşeği bulması gibi, kimse de şikâyet etmez 11 ay kaybolduğunda. Zira seneye tekrar bulunacak ve mutlu olu­nacaktır. Zaten bizi mutlu eden biraz özlem, biraz sabır ve sonucunda kavuşmak değil midir? Böyle olunca kıymet bili­riz, böyle olunca anlamlı olur hayat.

Dursunbey yaşamına büyük bir etkisi vardır Melki’nin. Belki içinde yaşayanlar çok fark etmez, ancak be­nim gibi dı­şarıdan gelen herkes bu etkiyi ve farklılığı hisse­der. Kimisi içinde önemli bir gelir kapısıdır. Sezon açıldı mı, sadece Dur­sunbey değil, onun tadını alan damaklar da dört gözle bekler melkiyi. Balıkesir, Bursa, Manisa hatta İz­mir’deki talebin bü­yük bir bölümünü Dursunbey karşılar. Gurbette hayat müca­delesi veren Dursunbeylilerin yeniden kucaklaşmalarıdır, geçmişleriyle. Özlem duydukları memle­ketleriyle hasret gi­dermeleridir en tarifsiz olanından.

Bu sefer doğanın Dursunbey’e eşsiz bir armağanı olan melki’yi anlatmak istedim. Hani konuyu biraz çeşitlendir­mek, mantarın sağlımıza faydalarını falan açıklamak ne had­dim ne derdim. Açlığı bastırmak, doymak gibi konular da melkiyi anlatırken aklıma gelen en son şeyler. Asıl güzellik onun varlığı, adı duyulduğunda bilinçaltında oluşan memnu­niyet. Başkalarının eksiklerine bakıp şükrederek bencil bir mutluluk oyunu oynamak gibi değil; bir anda ortaya çıkan, hiç kimsenin eksik kalmamasını, herkesin nasiplenmesini is­tediğiniz coşkulu bir paylaşma resitali… Şükretmenin en temiz hali…

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
blank