ATATÜRK’ÜN GÖZÜYLE HZ. MUHAMMED…(2) « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

13 Eylül 2021 - 01:47

ATATÜRK’ÜN GÖZÜYLE HZ. MUHAMMED…(2)

ATATÜRK’ÜN GÖZÜYLE HZ. MUHAMMED…(2)
Son Güncelleme :

31 Ekim 2019 - 23:28

“Tarih, gerçekleri değiştiren bir sanat değil, belirten bir bilim olmalıdır. Bu küçük savaşta bile askeri dahiliği kadar siyasi görüşüyle de yükselen bir insandı, onu(Hz. Muhammed’i) kendisinden geçmiş bir derviş gibi anlatmaya yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Muhammed, bu savaş sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak, galip düşmanı kovalamaya kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık diye bir varlık görülemezdi” dedi ve bu emrini icab edenlere duyurulmasını söyledi.

Tarih araştırmalarına çalıştığımız sıralarda bir gün Cumhurbaşkanı genel Sekreteri Tevfik Bıyıkoğlu Yalova’dan telefonla aradı. Atatürk’ün konuğu olarak on-onbeş gün kadar Yalova’da kalacağımı, ona göre önceden hazırlanmış olarak ertesi gün hareket etmemi söyledi. Gittim. Serbest Fırka’nın kuruluşu günleri idi. Yalova, İstanbul ve Ankara’dan gelenlerle dolup boşalıyordu. Bu heyecanlı günlerde bile tarih araştırmalarını durdurmayan Atatürk, gündüzleri öğleden sonra çok defa bizimle bulunuyor, okunan yazıları dinliyor, gereken direktifleri veriyordu.

Toplantılardan birinde İslam tarihinde Dört Halife dönemine ait bir yazı okundu, dikkatle dinleyen Atatürk, peygamberin ölümünden sonra beliren durumu özetledi. Haşimoğullarının, Mekkelilerle Medinelilerin, peygambere kendilerinden olmayanları halef göstermek yolundaki cevaplarından müteessir olarak, başkalarına haber vermeksizin naaşını defneylemek yolundaki girişimlerini ve bunlara önayak olan Ali’nin hareketini şiddetle eleştirdi ve şöyle devam buyurdu:

-“Büyük bir devrim yaratan Muhammed’e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakta belirlenmek gerekir. Peygamber ölür ölmez düşünülecek şey onu biran evvel toprağa vermek değil, yaratmış olduğu devrimi güvenlik altına almaktır. Bu da yerine önce devrimi kavramış en yakın bir arkadaşını geçirerek baş gösterecek tehlikeleri önlemekle olurdu. Devrimi kavramış ve ona bütün varlığı ile bağlanmış böyle bir halef seçtikten sonradır ki, onun defni düşünülebilinirdi. O zaman beş on akraba ile değil, bütün kendisine bağlananların katılmasıyla ve şanına yaraşır bir törenle fani naaşı edebi yerine verilirdi… Ne Ali, ne de diğer Haşimoğulları bunu düşünemediler. Bu gerçeği o zaman ancak üç büyük insan kavramış; Ebubekir, Ömer ve Ebu Ubeyde, tarih olaylarının gelişimi, Müslümanlığın bu üç büyük insanın girişimleri ve azimleri ile kurtulmuş olduğunu meydana koymuştu. Devrimin bu üç siması, yaratıcısı kadar büyük insanlardı…”(devam edecek)

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.