ATATÜRK , İSLAM VE TÜRK TARİHİNİ ANLATIYOR … (3) « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

13 Eylül 2021 - 08:25

ATATÜRK , İSLAM VE TÜRK TARİHİNİ ANLATIYOR … (3)

ATATÜRK , İSLAM VE TÜRK TARİHİNİ ANLATIYOR … (3)
Son Güncelleme :

26 Eylül 2019 - 21:58

“Hazreti Ömer, bir gün Yeman’ın oğlu Huzeyfe Radiyallahuanh Hazretlerine, deniz gibi dalgalanacak fitneyi sorduğu zaman şu cevabı aldı:
“-Senin için üzülecek bir şey yok, senin zamanında, onun arasında kapalı bir kapı vardır;” Hazreti Ömer sordu:
“-Bu kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?”
Hazreti Huzeyfe:
“-Kırılacak” dedi.
Hazreti Ömer:
“-Öyle ise artık kapanmaz” dedi ve yakındı. Gerçekten kapının kırılması mukadderdi. Çünkü İslam ülkesi genişlemişti, iş çoğalmıştı. Bu şekilde emirlik ve yönetim tarzı ile her yerde adaletin mükemmel surette uygulanması güçleşmişti. Hazreti Ömer, bunu, idrak ediyor, sıkılıyor ve Tanrı’ya yalvarıyor:
“-Yarab, ruhumu kabzet;”
Ömer bir gün ağlarken, sebebi soruldu;
“-Nasıl ağlamayayım ki, Fırat boylarında bir oğlak kaybolsa, korkarım ki Ömer’den soruluyor” diye yanıtladı.
Evet, Hazreti Ömer Radiyallahuanh, artık Halifelik adı altındaki emirlik tarzında yönetimin bir devlet idaresine yetersiz olduğunu, bir zatın kendi faziletinde, kudretinde ve hatta kendi muhabbetinde-saygı ile birlikte korku yaratma-olsa dahi, bir devlet idaresine yetmeyeceğini, bütün anlamıyla idrak etmişti.
Hatta bu endişe ile idi ki, Hazreti Ömer kendisinden sonra, artık bir halife düşünemez olmuştu. Kendisine oğlunu öğütledikleri zaman:
“-Bir evden bir kurban yeter” demiş ve Avf’ın oğlu Abdurrahman’ı çağırarak:
“-Ben seni yerime bırakmak istiyorum” dedi. O da:
“-Bana kabul et diye öğüt verir misin?” deyince, Hazreti Ömer:
“-Öğüt vermem ey Avf” cevabını verdi. Abdurrahman da
“-Ben de kesin söylüyorum, bu işe girmem” dedi.
En nihayet Hz. Ömer en akla yakın bir noktaya geldi. Emirlik devlet ve millet işlerini meşveret-danışmaya havale etti. Hz. Ömer’den sonra meşverete katılan şahsiyetler ve bütün halk, Mescidi ağzına kadar doldurdu ve orada bazı dikkat çeken durumlarla, yine ümmetin idaresini, seçtikleri bir halifeye verdiler.

Hz. Osman halife oldu, fakat “kırılmağa mahkum kapı kırılmıştı” İslam ülkesinin her yanında dedikodular, hoşnutsuzluklar başladı. Zavallı Osman, acz içinde idi; o kadar ki, Şam valisi Muaviye, onu hayatını korumak için kanatlarının altına sığınmaya çağırdı. Buna yanaşmayan Hz. Osman nefsinin korunması için asker gönderilmesini teklif etti. Bunların hiç birine meydan kalmadı; her tarafta ayaklanan muhtelif bölgeler halkı, Medine’de evinin içinde Hz. Osman’ı kuşattılar, onu eşinin yanında şehit ettiler. Birçok gürültü ve kanlı olaylardan sonra, halk, Hz. Ali’nin halifeliğini tanımıyor, tersine onu Hz. Osman’ın kanını dökmekle suçlandırıyordu.

Görevi İslam aleminden “Kuran”ın hükümlerini uygulamaktan ibaret olan Halife, mızraklarına “Mushaf’ı Şerifler” geçirilmiş Emevi ordusunun karşısında savaşı kesmeğe mecbur oldu. İki tarafın arabulucularının vereceği karara boyun eğmeye söz verdi.

Muaviye’nin temsilcisi Amr İbn’ül-As ile halifenin temsilcisi Ebu Musa al-Eşari, uzlaşma senedini yapmak için karşı karşıya geldikleri zaman Hazreti Ali de orada hazırdı ve “Müminlerin Emiri Ali ile Muaviye arasında uzlaşma senedir” diye yazılan cümleye, derhal, Muaviye’nin temsilcisi itiraz etti ve dedi ki:

“-O, Müminlerin emiri sözünü oradan kaldır sen, yalnız emrinde bulunanların Emir’i olabilirsin, Şam halkının Emir’i değil”
Hazreti Ali, adının başındaki sıfatının kaldırılmasına muvafakat etti. Bundan sonra iki taraf temsilcilerinin birbirine karşı kullandığı adi hileyi bilirsiniz; bunda başarı kazanan Amr İbn’ül-As, Muaviye’ye Halifeliğini müjdeledi.

Diğer taraftan Hz. Ali hakimlerin hükümlerine sadık kalacağına söz verdiği halde biraz tereddütten sonra Halifeliğe devam etti. Görülüyor ki, Tanrı’nın Resül’ünün ölümünden yirmibeş yıl kadar bir zaman sonra, İslam alemi içinde, İslamın en büyük kişilerinden ikisi karşı karşıya Halifelik iddialarıyla arkalarından sürükledikleri aynı din, aynı ırktaki insanları kanlar içinde bırakmakta mahzur görmediler: En nihayet, hilesinde muvaffak olan, saf ve nezih olanı yendi; çoluk çocuğunu yok etti ve perişan eyledi. Bu suretle halifelik adı altındaki İslam Emirliğini yine Halifelik unvanı altında İslam Sultanlığına çevirdi.”(devam edecek)

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.