ADSIZ BİR KAHRAMANIN HİKAYESİ « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

9 Nisan 2021 - 00:04

ADSIZ BİR KAHRAMANIN HİKAYESİ

ADSIZ BİR KAHRAMANIN HİKAYESİ
Son Güncelleme :

27 Nisan 2020 - 15:32

DEDEMİN BU HİKAYESİNİ DE İNSANLARIMIZA VE ÖZELLİKLE GENÇLERİMİZE BELKİ ÖRNEK OLABİLİR DİYE ANLATMAK İSTEDİM. ADSIZ BİR KAHRAMANIN HİKAYESİ OLARAK YAZMANI İSTERİM,SANIRIM DEDEM DE ÖYLE İSTERDİ !.

Böyle dedi değerli dostum, Savaştepe İlköğretmen Okulu’ndan ” Yüksek Öğretmen Okulu” na giden okulumuz başarılı öğrencilerinden Halil Biga öğretmenim.
Halil Biga öğretmenimle bir küçük anımı anlatayım ve yazıma öyle başlayayım.
” Yıl 1963 , 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı için elit takımı hazırlanıyor. Yer hareketleri için küçük sınıflardan seçmeler yapıldı. Ben de seçildim. Beden Eğitim öğretmenimiz rahmetle anıyorum , Erol Özata , büyük sınıflardan abimiz Halil Biga’yı görevlendirdi. Bu yeni seçilenleri sen çalıştır , haftaya kim daha iyi olursa aralarından da bir eleme yaparız dedi. Biz küçükleri Halil Biga abimize teslim etti. Bahçede curcuna içinde bizler seçilmenin neşesiyle sevinçliyiz. Atlayıp zıplıyoruz. O sırada , bizlere doğru Halil Biga seslendi ;
– Hadi geçin bakem sıraya.
Ben bu Ege şivesini hemen tanıdım. Bizimkisiler konuşuyordu sanki. Halil Öğretmenim Burhaniye doğumlu. ben Balıkesir. Aynı köylüyüz be ya.
Bizleri, o yıl elit takımının çaylaklarını eğiten , Halil Biga öğretmenimle yolumuz 30 yıl sonra Ayvalık’ta benim Antikacı “Tükkan Göynek’te” kesişti.
Ablasına gezmeye gelen abimiz Halil Biga ile Göynek’te Savaştepe İlköğretmen Okulu ve anılar havada uçuştu.
Okul yıllarına gittik , yaramazlıklarımızı , çalışkanlıklarımızı ve o muhteşem Savaştepe eğitiminin yerinde yeller estiğini hüzünle andık. Şimdilerde yoz bir eğitime sürüklenen okulun son hali içimizde bir kocaman yara olarak duruyor.
Savaştepe Köy Enstitüsünden, İlköğretmen okuluna dönüşümünü yaşadım ve İlköğretmen okulu olarak bitirdim. Ardından öğretmen lisesi oluşunu gördüm ve şimdi de “Necip Fazıl Kısakürek Anadolu Lisesi” olarak orada duruyor. Köy Enstitülü çocukların minicik elleriyle yapımına katkıda bulunduğu o muhteşem binaların yıkıldığına tanıklık ederken içimdeki hüznü ifade edecek söz bulmakta zorlanıyorum. Şimdilerde Atatürk döneminin eseri olan ne varsa talan edilmiyor mu ? Atatürk Hava Limanı , Atatürk Orman Çiftliği ve en son Salda Gölü. Tarihimizde gururla ve onurla andığımız , gördüğümüz ne varsa yok oluyor bir bir.
Halil Biga örtmenim ; geçenlerde dedesi ile ilgili bir küçük anısını sayfasında yayımladı . Öğretmenim bunu yayımlayalım deyince , dedem istemezdi dedi. Olur , yayınlamayız siz bana özelden gönderin okuyayım bari dedim. Sağ olsun gönderdi. Yazmayacağım dedim ama, neden unutulsun bizim kahramanlarımız. Neden bilinmesin?. Elin oğlu kıytırıktan olaylarla tarih yazmaya kalkıyor , çakma kahramanlar ortalıkta cirit atıyor. Halil Biga öğretmenim hiç kusura bakmayın. Rahmetle andığım dedeniz Halil Biga’nın yaşadıklarını , emperyal hainlerin insanlığa yaptıklarını anlatacağım. Böylesine bir kahraman sizin dedeniz olabilir ama , bizim onurla , gururla anacağımız kahramanımızdır. Ona ahde vefa ile yazacağım. Size verdiğim sözü tutmuyorum. Yıllarca savaş meydanlarında , onca acıyı yaşamış dedenizi tarihin bir yerine kaydetmenin onuru ile yazacağım. Dede , Halil Biga , Çanakkale / Biga ilçesinden 18- 20 yaşlarında Balıkesir Burhaniye ilçesine gelmişler. Memleketimin evlatları.

***

Dede – torun Halil Bigalar.
Torun Halil Biga örtmenim , size hep böyle yazarım. Örtmenim diye. Bu benim öğrencilerimin bana sıcacık öğretmenliğimi anımsatan bir sözcüktür. Okulumuzun en değerli öğrencilerinden olmanız ayrıca bir gurur veriyor bizlere. Sizin çok düzgün bir öğretmen olmanızın yanı sıra yakınlarıma öğretenlik yapmış olmanız da ayrı bir mutluluk duyarım.Gelinimizin öğretmeni olmanız aile arasında sizi saygı ve sevgiyle anmamıza nedendir. Bursa Tophane Endüstri Meslek Lisesinde öğretmenliğini yaptığınız gelinimiz , Şükran Tezcan Köseley sizi saygı ile anar. Ayrıca Bursa Lisesinde Ata Demirer gibi bir sanatçıya öğretmenlik yapmanızı anarız.
Örtmenim dedeniz Halil Biga kahramanımızın yaşadıklarını sizin cümlelerinize dokunmadan yayınlayacağım. Bana özelden gönderdiğiniz bu yazılar , dedenizin geçmişimizde yaptığı kahramanlıkları ulaşabildiğimiz okurlarımızın da bilmesi benim için , ülkemiz için çok özel ve önemli..
Darılmaca , gücenmece yok.
Halil Biga adını buraya , tarihin içinden kayda geçirmek onuru bana kısmet oldu. Bu anlamda kendimi ayrıcalıklı sayıyorum. Yazarlığını yaptığım tüm gazetelere de göndereceğim. Dedeniz ve diğer isimsiz kahramanlarımızın ışığı hiç sönmesin. Huzurla uyusunlar. Minnet ve dua ile anıldıklarının haberi olsun. Bu özel anıları sizden izinsiz yazdığım için kızarsanız da kızın gariii.

***

DEDEMİN HİÇ RESMİ YOK , demiş torun Halil Biga. Ben de sayfasından bu resmi aldım. Armut dibine düşer sözünden umutlanarak. Geçen yıl Kaz Dağları / Çanakkale Kirazlı / Balabanlı direnişinde çekilen bur resim ile selamlarım tüm güzel insanlarımızı.

Nüfus kağıdında da ilk verilenlerden eskilerinden olduğundan orada da yok.Biga Osmanlı devri nüfus kayıtları da BİGA YANGININDA yanmışlar. Sadece BİGA AKGAZİ MAHALLESİNDE Osmanlı zamanındaki eski kaydının da CAFER OĞLU HALİL OLDUĞUNU kendi anlatımından biliyorum . Soyadı kanunu çıktığında verilen , Burhaniye nüfus cüzdanında adı Halil Biga’dır. Resim yok, yaşamında abim fotoğrafçıya resmini çektirmek istedi, dedem razı olmadı diye biliyorum .
Belki adsız, suretsiz bir fani olmak istedi. Askerlik kayıtlarını dahi arattırmadı. Burhaniyede ben ilkokudayken görev yapan askerlik şube başkanı bir binbaşı ( oğlu sıra arkadaşım olduydu ,dedemin hikayesini ona anlatıyordum, babasına söylemiş,meraklandı binbaşı, dedemi ziyarete geldi.
“Sen tüm Osmanlının savaşlarının ve İstiklal savaşının da gazisisin. Senin kaydın , o zamanlar Edremit bölgesi Tire Askerlik Şubesindedir, bulup çıkartırım.Sen istiklal madalyasını sonuna dek hakketmiş bir gazisin.Sana maaş da bağlatırım” demişti. Dedem de Hacı Tali beye dediğini ,” Benim şimdi elim ayağım tutuyor,küçük bir bahçede çalışabiliyorum. Maişetimi (geçim) çıkarıyorum, elden ayaktan düşünce Allah’ın bağışladığı bir oğlum var, bana bi topak ekmek verir. Vatana millete madalya, üç kuruş maaş için hizmet edilmez. Allah’tan utanırım istemem. ” demişti. Bu benim için yaşamımın öğüdü olmuştur . Işıklarda gezerken çok sevdiği Gazi hazretleriyle ve silah arkadaşlarıyla birlikte olması umudum ve dileğimdir.

***

Torun Halil Biga , şöyle sürdürdü.
” Öğretmenim dedemin anlattıkları ile İlhan Selçuk’un bir arkadaşının babasının anılarını pek de bozmadan
redakte ederek yazdığı Yüzbaşı Selahattin romanının birinci cildi sayfa 214’de yazılan şu bölümden alıntıladığım kısmı muhtemelen İngilizlerin Dicle’nin kenarında sıkışıp kalan birliklerin hikayesiyle örtüşüyor.Bu esirleri İngilizler apar topar Basra’ya götürerek, esir kamplarına Birmanya’ya yollamış olmalılar Şu bölümü alıntıladım dikkat çekici gördüğümden” .” GÖZYASLARI ıstırapla çıktım çadırdan… Ama elimden ne gelirdi? Bir yanda küçük ablam Emine ve çocukları gözümün önüne geldi. Gözyaslarımı tutamadım. Ordu karargâhında doğru Basri’nin yanına gittim. Basri çok öfkeliydi: -Al şunu oku! dedi. Okudum: “İngiliz resmî tebliği, Basra telsizi vasıtasıyla bütün dünyaya Kût’ül-Amâre  civarında yapılan bir muharebe sonunda Türklerden 79 subay ve 1879 neferi esir aldıklarını ilan ediyor.
Bu bilgiyi Berlin telsizi almıs, Türk Başkumandanlığına vermis. Başkumandanlık da 6’ncı Ordu Kumandanlığı’na diyor ki: “Siz böyle bir haber vermediniz doğru mudur?” Basri: -Henüz kayıplarımızı ve muharebe raporunu bildirmediniz, bütün dünya duydu. Simdi biz Baskumandanlığa ne cevap vereceğiz? ”

***

Torun Halil Biga ; yazıyı şöyle sürdürdü.
” GENÇLERİMİZE DERS OLUR UMUDUYLA DEDEMİN HİKAYESİNİ BİRAZ DAHA ANLATAYIM :
” Yunan kovulduktan sonra Hacı Tali bey dedeme demiş ki ” Ali,Balkan’da,Çanakkale’de,Irak’ta ,ve İstiklal
harbinde her cephede vuruştun, şu gavur malı zeytinliklerden çevir de sahiplen, senin hakkındır.
” Dedem demiş ki, sahibine hayrı olmayan malı nedeyim, Allah bana bir oğul verdi, elim ayağım tutmaz olunca, bana
bi topak ekmek verir,biz vatana millete olan görevimizi yaptık,mala mülke değil”
” DAHASINI DA ANLATAYIM:Balkan savaşına gittiğinde babam (1912) yeni doğmuş, geldiğinde yürüyormuş,1914 Seferberlik ilanıyla yeniden askere alınan dedemler Çanakkale’ye gelirler,Bigalı köyünde Balkan görmüş (dedemin deyişi) askerleri acemi eğitim çavuşları eğitmişler.Bir süre acemi eğitimi yaptırmış,ama artık sakalı bitmemiş çocuklar gelmeye başladılar derdi.
Gaziyi hep görürdük yanımızda ,ve hiç unutmam dedemin bana dediğini ( 7-10 yaşlarımın en anlamlı anısıdır
bu da) ” Bizler Balkanlara, Irak cephelerine Allah, Muhammed aşkına gittik,ama Gazi bize Çanakkale’de VATAN diye bir şey öğretti ”.
Artık acemiler de bitti hepimiz ön cepheye gittik .Conkbayırı ilk kez dedemden duydum ( daha önceki katıldığı
savaşlarından Kût’ül-Amâre , Basra, Kalküta ve Birmanya’yı duyduğum gibi) İşte O Conkbayırında bir gece aynı sipere üç kez girdiğini yani Anzak bizi püskürtüyor,geriye siperleniyoruz ,süngü hücumuyla tekrar eski sipere dalıyoruz , Anzakları geriye atıyoruz.İşte o gece hücuma kalktıklarında makinalı tüfek dedemi kasık bölgesinden tarayıp biçmiş, gerisini daha sonra öğrenmiş dedem . Yaralı ve ölülerini alma ateşkesinde koma halinde dedemi kendi cesetleri arasında bulan İngilizler Gökçeadadaki hastane gemisinde bir süre sağaltmışlar ve esir yaralı değişiminde alınan dedem İstanbul’da birkaç ay sonra bilinçlenince anlamış ki genital organları harap.(Burasını büyüdüğümde babamdan öğrendim, dedem söylememişti,sadece bacaklarında çıkarılamamış mermileri ısrarım nedeniyle merminin
zaman zaman gezindiği bölgelerde ellerdim ) Karım beni yok bilsin,CEPHELERDE ÖLEYİM DE GENÇ KADIN BOŞUNA BEKLEMESİN DÜŞÜNCESİYLE tekrar cepheye gitmek istemiş ve IRAK cephesine giden birliklere dahil olmuş.
Kars -Erzurum-Diyarbakır üzerinden Irak’a gelmişler.Ordu komutanları Enver Paşanın küçük kardeşi Halil Paşaymış(bu adları da ilk dedemden duymuştum) Daha sonraları İlhan Selçuk’un Yüzbaşı Selahattin’in Romanı I. cildinde dedemlerin alayının komutanlarıla birlikte İngilizlere nasıl ve neden esir olmak zorunda kaldıkları hakkında bir bilgi bulmuştum. Ama bu askerlerimizin apar topar Basra’dan gemilere yüklenerek taa Birmanya’ya götürülmeleri ve cangılda ağaç kestirilerek yol açma işinde çalıştırıldıklarını dedemden öğrendim.
Dedemleri kendi hemşehrileriyle beraber geceleri bırakıldıkları derin çukurdan müslüman bir Hintli sömürge
askeri bekçilik ederken gece çıkarıp kaçırmış.
ÜÇ-DÖRT AYDA DEDEMİN TAA GÜNEYDOĞU ASYA’DAN ANADOLU’YA GELİŞİNİ DE ÇOCUK AKLIMDA KALANLARA GÖRE DAHA SONRA OKUDUĞUM HOMEROS’un ODYSSEUS DESTANI’NDAKİ HİKAYESİNE BENZETİRİM DİĞERLERİNİNKİ (18OO ü aşkınmış) AKIBETİ NE OLDU ACABA,BU KONUDA GENELKURMAY VE OSMANLI ASKERİ ARŞİVLERİNDE BİLGİ VAR MI BİLMİYORUM .”

***

Sevgili öğretmenim Halil Biga , bunca önemli savaşlardan sonra yurduna dönen bir kahraman sizin dedeniz olduğu için özeliniz olabilir. Ama bizler Türk Milleti olarak bu kahramanları tanımak ve bilmek zorundayız. Köklerimizi unutursak , geleceğimiz olmaz. Hani bizim buralarda Kuzey Ege lafıdır , çok sık söyleriz. İşte onun gibi , bizim de köklerimizi bildiğimizi dost – düşman bilsin. Biz burada yatan dedelerimizi unutmacez. Unutturmacez. Unudursak ganımız gurusun. Dedelerimize olan bağlılığımız , muhabbet ve ahde vefa ile anışımız , onlara malum olsun.
Az galsın unuduyodum lafımızı.
” Otu çekcen , köküne bakcen “

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Halil Biga 27 Nisan 2020 / 19:15 Cevapla

19 Nisanda sayfamda ve Savaştepe Atatürkçü Çınaraltı Çcukları sayfamda da Burhaniyeden diğer kahramanlarımızın da Milli Mücadele başlarındaki öyküsünü paylaşmıştım.Esaretten kaçan dedem Bandırmaya kadar geldiğinde öğrenmiş ki silah bırakılmış,Osmanlı teslim anlaşması imzalanmı,yazılacak cephe kalmamış,bari gideyim memlekete de oğlumu ,Hanifemi(ninemi) bulayım deyip memlekete gelmiş ama Yunan Ayvalık’a asker çıkarıp işgal hazırlığında.Ninemle babamı Dutluca köyüne asker arkadaşının ailesine götürüp saklamış ve Balkana gidene kadar yanında çalıştığı ve ninemle evlenmesine vesile olan ,Burhaniye ve Körfez bölgesinden Milis kuvveti oluşturan Hacı Tali (aslında Taylı ) beyin milisilerine katılmış. Bu milisle ve diğer bölge milisleriyle ,dedemler taa Bözöyük-Bileciğe kadar Yunan kuvvetlerine yıpratma baskınları yapmışlar.Dedemler, Biga cıvarlarındayken öğrenir ki dayısı olan Gümüşçay (Dimetoka) ağası Fehim Beyin , Çerkes Etem (bu adı da ilk kez dedemden duymuştum) in atlılarını beslediğini duymuş ve derdi ki babama ,” biz Yunana kurşun sıkarken,dayım Yunanla birlik olup bize kurşun sıkan Etem haininin kuvvetlerini atına varıncaya kadar çifliğinde (ki aslında bu devasa çiftlik padişahın miiri toprağıymış da daha sonraları allem kullem nasıl yaptıysa kendi tapularına almış Fehim bey ) besleyip saklamış.Sakın haa oralara yolun düşerse dayını arama,oralardan bir çağla bile koparma,çünkü haram girmiştir ” (Daha sonraları ben de oralardan soruşturdum bu büyük büyük dayımızın pek iyi anılmadığını öğrendim.Çocukları ,torunları yiyip içip bitirmişler bir evlek bile kalmamış.Yani ki haydan gelen huuya gider,emeksiz edinilen haram mal yar olmaz denir ya ) BURHANİYE MUKAVEMETİNİN KURULUŞ ÖYKÜSÜNÜ BU LİNKTEN OKUYUNUZ https://www.facebook.com/omer.bilgen.18/posts/2559225774393513

oğuz geren 27 Nisan 2020 / 22:15 Cevapla

Halil ağabeyim, merhum kahraman dedenizin aziz hatırası önünde saygı ile eğiliyor ve bundan kıvanç duyuyorum. dedenizin yaşanmışlıkları amiyane tabirde en baba Holywood filmine taş çıkartacak kadar kıymetli. Naçizane fikrim, dedenizin anılarını kaleme alın. Ulus olarak en büyük eksikliğimiz atalarımızın hatıralarını romanlaştırmamak, şiirleştirmemek, resmetmemek, heykelleştirmemek, bestelememek, sahneye sunmamak ve filmini çekmemek diye düşünenlerdenim. Avustralya’lı bir köylü erin mektubundan uzun metrajlı film çekiyorlar ve onlarca ödül alıyor. ya dedenizin yaşadıkları?. sanırım usta yönetmen ve aktör kadrosu ile tüm dallarda oscara yarışır. oscar ödüllerinin canı cehenneme. bence onları ölümsüzleştrmek için bunu yapmalıyız diye düşünüyorum. Saygılarımla.