TARİKAT AĞACININ ZARARLI MEYVESİ (*) « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

23 Eylül 2021 - 08:06

TARİKAT AĞACININ ZARARLI MEYVESİ (*)

TARİKAT AĞACININ ZARARLI MEYVESİ (*)
Son Güncelleme :

23 Aralık 2019 - 19:08

“Bizi yanlış yola sevk eden habisler, bilirsiniz ki çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir. (Atatürk, 1923)
Cumhuriyetle başlayan aydınlanma ve çağdaşlaşma hareketleri, Türk Ulus’unu karanlık bir Çağ’dan alıp, aydınlık bir Çağ’a taşımıştı. Halifeliğin kaldırılması ile laik devlet yapısı oluşturuldu. Devlet ve din işleri birbirinden ayrıldı. Medreseler kapatıldı. Tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı. Kılık kıyafet devrimi yapıldı. Türk Medeni Kanunu kabul edildi. Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılarak, Türkiye’deki bütün eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na
bağlandı. Arap harfleri kaldırıldı. Yeni Türk harfleri kabul edildi. Demokratikleşmeyi sağlamak amacıyla siyasi partiler kurularak, çok partili rejim demeleri yapıldı. Böylece her alanda gelişme, kalkınma kendini göstermiş, ülkemizin çehresi uygarlıktan yana değişmeye başlamıştı. Türk Milleti’ni, çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkartmayı amaçlayan bu devrimlere, tepkiler de gecikmedi.
İlk olarak; Nakşibendi Şeyhi Şeyh Sait; “Hilafetsiz Müslümanlık olmaz!” diyerek, Cumhuriyete ve yapılan devrimlere karşı ayaklanma başlattı (1925) Musul’u (Petrollerini) Türkiye’ye vermek istemeyen İngilizler bu isyanı destekledi. Genç Cumhuriyet, Şeyh Sait İsyanını bastırdı(1925) Çağdaşlaşma yolunda yürümeye devam etti. Sonuç: Din elden gitmedi ama, MUSUL elden gitti. İsyan da İngilizlere yaradı.
Cumhuriyete karşı ikinci ayaklanma, yine Nakşibendi tarikatı Şeyhi olan Derviş Mehmet tarafından (23 Aralık 1930) Menemen’de çıkartıldı. Derviş Mehmet’te, Şeyh Sait’in taleplerine benzer talepleri dile getiriyordu. Amaç, dini kullanarak, Cumhuriyeti ve devrimleri ortadan kaldırmak, Hilâfeti geri getirmekti. Bu konuda hiç de, yalnız değildi. İstanbul Erenköy’de ikamet eden ünlü Nakşibendi Şeyhi Erbilli Esat Hoca ve Manisa’da Nakşibendiliği yaymak için görevlendirdiği Laz İbrahim Hoca, Derviş Mehmet’in destekçileriydi. Bu durum, “Tarikat Ağacının Zehirli Meyvesi” ifadesiyle de, Menemen İddianamesi’nde yer almış, olayın tarikat temelli bir “irtica olayı” olduğu ortaya çıkmıştır.
Memleketin her tarafına tarikat ağacını dikerseniz, zehirli meyvesini de yemek zorunda kalırsınız. Dün;1925′te Şeyh Sait, 1930’da Derviş Mehmet, 2016’da FETÖ vb. gibi bugün de bunların yerlerini doldurma mücadelesi veren yapılanmalar, cumhuriyet karşıtı faaliyetlerini gizli veya açıktan sürdürüyor.
Menemen’deki bu irtica olayına müdahale ederek Cumhuriyeti ve devrimleri korumak için şehit olan, kanlı elbiseleri ile defnedilen, Öğretmen Asteğmen Kubilay’ı, Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki Bey’i unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız. Ders kitaplarından, Şeyh Sait İsyanını, Menemen İrtica Olayı’nın bir kısmını, Şehit Asteğmen Kubilay Öğretmeni çıkartarak bu ayaklanmaları ve çıkartanları, unutturmaya çalışan Milli Eğitim Bakanlığı’nı da, tarih unutmayacak yazacaktır. 20. yüzyılın başında emperyalizme karşı verilen, ilk bağımsızlık mücadelesinin sembolü olan, İstiklal Marşımızın Arapça okunması olayı, milletin onuruyla, gururuyla oynamaktır. Ulus bilincini kavramış olanların bunu kabul etmesi mümkün değildir. Aynı şekilde, devletin resmi kurumlarından, tabelalarından ‘Türkiye Cumhuriyeti’ ibaresinin kaldırılması da kabul edilemez. Çünkü bu devlet emperyalizme karşı verilen mücadele sonunda kuruldu. Bizim onurumuzdur, gururumuzdur.
Peki ya, 14.12.2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete’de  “Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu’nun faizsiz finans kuruluşlarının bağımsız denetimiyle ilgili etik kuralları” adı altında; yayımlanan bölüme ne demeli ;
İçeriğini okuyunca “Tarikat Ağacının Zehirli Meyvesi”ni ikram ettiğini anlıyorsunuz. Tabii kabul ederseniz. Türkiye’yi yönetenler, tarihten biraz ders alsalar bu olumsuzlukları yaşamayız. Kubilay’ın şehit edilişinin 89’ncu yıl dönümünde, cumhuriyetimiz ve ülkemizin bütünlüğü için canlarını veren aziz şehitlerimizi saygı ve minnetle anarken, “Cumhuriyetimiz, öyle sanıldığı gibi zayıf değildir. Cumhuriyet emeksiz de kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için çok kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. Gerektiğinde kurumlarımızı savunmak için gerekeni yapmaya hazırız. 1923 (Atatürk’ün S.D. III, S. 71)”
Türk’ün son devletini kuran Atatürk’ün de dediği gibi cumhuriyetimiz sahipsiz değildir, sonsuza kadar yaşayacaktır.
Yaşasın Cumhuriyet.
(*)- Menemen İddianamesi

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.