KILIÇDAROĞLU’NDAN MİLLETE 16 MADDE! O HALDE, SORUN NEREDE? « Balıkesir Son Dakika – Balıkesir24SAAT

22 Eylül 2021 - 10:36

KILIÇDAROĞLU’NDAN MİLLETE 16 MADDE! O HALDE, SORUN NEREDE?

KILIÇDAROĞLU’NDAN MİLLETE 16 MADDE! O HALDE, SORUN NEREDE?
Son Güncelleme :

27 Nisan 2020 - 3:44

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
23 Nisan’da, Ulusal Egemenliğin 100. Yılı’nda,
TBMM’deki bayram özel oturumunda konuştu.
Ulusal egemenliğin yerle bir olduğu şu koşullarda,
üzerinde iyi düşünülmüş ve özenle hazırlanmış;
işin gerçeği, içerik olarak da tam bir “manifesto”ydu.

Bu 16 madde ilk kez, bayram öncesi bir günde,
Sayın Kılıçdaroğlu’nun, Cumhuriyet Gazetesi’ne
yaptığı kapsamlı özel açıklamayla, kamuoyuna
zaten yansımıştı.
Ancak çok önemli konuları içeren, bu çok değerli
16 maddenin,
Sayın Kılıçdaroğlu’nun TBMM’deki,
egemenliğin 100. Yıl oturumu konuşmasının
özel vurgusunu oluşturacağı da kararlaştırılmış.

Ülkenin-toplumun, iktidar tarafından içine itildiği
bu ağır çıkmazdan, nasıl kurtulabileceğine dair bu
16 maddelik çok net-somut önerilerden oluşan,
gerçek bir “manifesto” ve yol haritası niteliğinde
olan bu konuşmanın, TBMM oturumu öncesinde,
“Kılıçdaroğlu’nun ulusa/millete/topluma/halka
çok çok önemli açıklamalarda bulunacağı”
nasıl olur da tüm iletişim araçları-kanalları kullanılarak
halkın hazırlıklı hale getirilmesi sağlanamaz?
Nasıl olur da “alternatif” bir “ulusa sesleniş”
konuşması yapacağı çalışması yapılamaz.
Şaşarım da şaşarım!

Çünkü böylesine bir konuşma, o günkü gibi
meclisin soğuk dört duvarı arasına hapsolunamaz.
O konuşmanın yapıldığı andan başlayarak,
kamuoyunun ve toplumun gündeminde
kalması, sarsması, dalgalandırması nasıl,
nasıl başarılamaz?
Şaşarım da şaşarım!

Üstelik de “ulusal egemenliğin 100.Yılı”nda,
böylesine değerli bir konuşma, nasıl olur da
topluma umut ışığı olarak yansıtılamaz?
Şaşarım da şaşarım!

Siyasal ve toplumsal ömrünü çoktan
doldurmuş bir siyasi iktidara karşılık,
ulusal egemenliğin kurucusu olarak,
iktidara gelineceğinin kaçınılmazlığı
algısı, böyle bir konuşmanın öncesi
ve sonrasında nasıl vurgulanamaz?
Bu nasıl düşünülüp, başarılamaz?
Şaşarım!

Önceki zamanlarda da, birçok önemli
olay veya konularda da olduğu gibi;
bazen 7, 9, 11, bazen de 14, 19 vb
sayıda çok değerli maddelerden
oluşan diğer önemli-değerli önerilerin,
toplum belleğindeki akıbetini
dikkate alarak da, bu 100.Yıl
üzerine ilan edilen, bu büyük
ve zamanlaması da kritik olan
“16 maddelik manifesto”nun
derin iz bırakmış olarak
kamuoyunda halen

konuşuluyor olması nasıl ve
nasıl sağlanamaz?
Şaşarım!

Bu, seçim öncesi zamanlara
ertelemeye bırakılamaz!
Daha ne olsundu?
Topluma “iyi-doğru ve güzeli” iletmede,
toplumu etkilemede, nasıl iletildiği de
artık belirleyici özellikte.
Hele de günümüz Türkiye’sinde!
İşte “ulusal egemenliğin” yerle bir
olduğu bir dönemeçte, 100. Yıl’ı
nedeniyle Sayın Kılıçdaroğlu’ndan
“ulusa sesleniş” özelliğinde,
tam bir “manifesto” niteliğinde,
(dalga etkisi göstermesi
gereken) o 16 madde…
Peki, sorun-arıza- nerede?

İşte:
1-Tüm kesimlerin katılımıyla, demokratik
bir anayasa yapmalıyız.
Temeli, güçler ayrılığı” ilkesine dayanmalı,
demokrasilerde olması gereken
denge ve denetim esası sağlanmalıdır.

2-Bu anayasanın omurgası “Cumhuriyetin
demokrasiyle taçlandırılması”
dediğimiz güçlü bir demokratik
parlamenter sistem olmalıdır.
Demokrasiyle taçlanmış cumhuriyetimizde,
düşünceyi ifade ve inanç özgürlüğü ile medya ve
sendikalaşma dahil örgütlenme özgürlüğünün
önündeki tüm engeller de kaldırılmış olacaktır.

3-Güçler ayrılığı ilkesinin-hukuk devletinin en
önemli ayaklarından olan yargı kurumunun
bağımsızlığı, kesin olarak sağlanmalıdır.
Adalete erişim hakkının önündeki tüm
engeller kaldırılmalıdır.

4-Güçler ayrılığı ilkesinin diğer önemli ayağı
da yasamadır.
TBMM’de milli iradenin en genişçe temsilini
sağlayacak yeni bir seçim sistemi getirilmelidir.
Siyasetçi ile vatandaş arası güveni güçlendirici
bir “Siyasi Ahlak Yasası” çıkarılmalıdır.

5-Güçler ayrılığının diğer ayağı da yürütmedir.
Yürütme, tüm icraatıyla, denetime ve hesap
verebilirliğe mutlak açık olmalıdır.
TBMM adına görev yapan Sayıştay, tüm kamu
kurum-kuruluşlarının hesaplarını denetlemelidir.
TBMM’de kurulacak “Kesin Hesap Komisyonu”
başkanlığı da muhalefet partilerine verilmelidir.

6- Yerel yönetimler, rant ilişkilerini düzenleyici
kurumlar olmaktan çıkarılmalı, refah devletinin
asli unsurları haline getirilmelidir.
İyi tanımlanmış bir iş birliği-iş bölümü çerçevesi
içinde, yerel yönetimlerin işlevleri arttırılmalıdır.

7-Kamu istihdamında nepotizmden uzak, liyakate
dayalı, personel politikasına ivedilikle geçilmelidir.

8- Liyakate dayalı istihdam politikaları kapsamında
özellikle eğitimde, sağlıkta, sosyal güvenlik ve de
güvenlikte “sıfır” istihdam açığı hedeflenmelidir.
Çocuklarımızın geleceği, vatandaşlarımızın sağlığı,
engellilerimizin-yaşlılarımızın bakımı, ülkemizin iç
ve dış güvenliği, ulusal bir anlayışla oluşturulmadır.

9-Yurttaşlara asgari bir gelir güvencesi sağlanmalı,
bu bağlamda “Aile Yardımları Sigortası Kanunu”
ivedilikle çıkarılmalıdır.

10-Demokratik standartlarda, adaletli, denetime
açık bir “Kamu İhale Sistemi”ne geçilmelidir.

11-Vergi politikası,üretimi-istihdamı özendirecek
şekilde yeniden yapılandırılıp;ücretliler üstündeki
vergi yükü makul düzeylere çekilmelidir.

12-TÜİK’e göre her üç çalışandan biri kayıt dışıdır.
Kayıt dışı istihdamla toplumsal destek sağlanarak,
mücadele edilmeli; bu mücadelede en etkili yolun
sendikalaşma olduğu artık öğrenilmelidir.

13-Türkiye, yeni bir planlama anlayışı içerisinde,
katma değeri yüksek ürün hedefine kilitlenmeli;
bu ilke bağlamında tüm üretim politikaları,
diğer üretim biçimleriyle, tümüyle ekolojik olmalıdır.

14-Sağlık hizmetlerine ön koşulsuz erişim haktır
ve ücretsiz olmalıdır. Koruyucu ve temel sağlık
hizmetleri bu doğrultuda planlanmalıdır.

15-Planlamada tarım,temel stratejik sektörden
biri olmalı; gıdaya en sağlıklı koşullarla erişim
hakkına ilişkin yasal düzenleme yapılmalıdır.

16- Eğitim, Türkiye’nin kalkınma stratejisinin
en önemli, en temel parçası olarak yeniden
ve paydaşlarıyla birlikte planlanmalıdır.
Eğitim politikalarının tek hedefi “fikri hür,
irfanı hür, vicdanı hür” kuşaklar yetiştirmek
olmalıdır.
Üniversitelerimizde de, her türlü düşünce
özgürce tartışılmalı, her türlü bilimsel çalışma
özgürce yürütülmelidir.
THE END!

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.